Belgrad Kışıyla Yeniden Tanışmak

Belgrad’ın kışı, insanın içine işleyen bir soğuk değildir aslında.
Sesini duyurmak için hafifçe dokunan,
ışıkların arasından kendini gösteren bir soğuktur.
Yine de bu şehir, kışın ortasında bile
insana bir masal anlatmayı başarır:
Sokağın ucunda çalan müzik,
Beton Hala’da yükselen kahkaha,
Christmas Market’te buharı tüten bir bardak…
Hepsi birbirinin devamı olan sahneler gibi.
Bu yıl o masala yeniden daldık.
Varış Günü: AVA Shopping Park ve Şehre Dönüş

Biletler, rezervasyonlar, hepsi tamam ve gecikmeli de olsa Belgrad’a varmıştık. Arabamızı kiralayıp, yine Ebru’nun bir alışveriş klasiği olan “AVA Shopping park”A doğru yola çıktık.
Burada önce biraz, market, sonra Ebru için kozmetik, en son olarak da giyim alışverişleri sonrası acıktığımızı fark ettiğimizde, marketten hazır sandviçlerden alıp otele giriş yapmak üzere yola çıktık.
Arabayı Zeleni Venac’da bulunan ücretli katlı otoparka bırakıp otele yerleştik. Oda geçen senekinden az da olsa ufak olmasına rağmen, şıklığı, sıcaklığı ve rahatlığı aynıydı. Biraz dinlenip üstümüzü değiştirdikten sonra günün ikinci kısmı başlıyordu.
İlk Akşam: Knez Mihajlova, Beton Hala ve Christmas Market

Knez Mihajlova’dan başlayıp, betonhalaya geçip, burada ufak yemek atıştırmalıkları için önce Cantina de Frida’ya gidip, bugünlük kapalı olduğunu anladığımızda Comunale’ye geçtiğimizde, kalkarken hava iyice kararmış ve her yeri sis kaplamıştı. Frida’da yemek yiyemesekde güzel fotoğraflar çekilebilmiştik. Nehrin karşısını dahi görmek mümkün değildi.


Nehir boyunca Christmas markete doğru yürüyerek ulaştık. Vardığımızda film gösterisi yapılıyor, bu pateni pisti çocuklarla dolu, ateş çukurları yanmış, insanlar etrafında, küçük kulübelerden yemek ve sıcak şarap kokuları geliyordu. Biraz hızlıca etrafı dolaşıp, yemek ve şarap külübelerinin arasına kendimizi attık.



Otele dönerken yine Ebru’nun favori mekanlarından olan “Vukov Bozicni Kutak’a uğrayıp, Ortamın büyüsüne kapılıp, içeride oldukça zaman geçirdikten sonra günün yorgunluğu artık iyice kendini göstermeye başlayınca otele geçmeye karar verdik.
Dorcol’da Vintage Rotası ve Şehrin Ara Sokakları
Ertesi günü plan, otelde güzel bir kahvaltı sonrası sabah daha kimseler sokaklarda değilken ve dükkanlar açılmamışken, kalemegdan tarafına geçip, biraz nehir görüntüsü ve havası alıp, eğer şansımız da geçen seneki gibi olursa sincapları görmekle başlıyordu ve bir tane de olsa görebildik.

Sonrasında henüz açılmakta olan Rajiceva alışveriş merkezine biraz uğrayıp, buraya özel bir marka olan “Solo” ayakkabı mağazasından Ebru her geldiğinde yaptığı gibi yine bir şeyler bulabildi. Alışveriş merkezini sabah erken kimse yokken gezmek, büyük kolaylık oluyor.


Buradan çıkıp, bugünün asıl planı olan “Dorcol” bölgesi gezimize Dorcol Platz ile başladık. Geçen yaz keşfettiğimiz bu yer aslında insanaların kullanmadıkları eşyaları gelip sattıkları kapalı bir pazar yeri, genel olarak pazarları kurulduğunu da unutmayalım. Ancak bu sefer konsept; CD ve plaklar olunca bizim de çok ilgimizi çekmedi ve Dorcol bölgesi diğer uğrama noktalarımıza devam etmeye karar verdik. Günler öncesinden planan rota Dorcol Platz ➡️ Remake Vintage Store ➡️ Pinklla Vitange Store ➡️ Jane Doe Vintage Concept Store ➡️ June Cafe ( Mola ) ➡️ Smizla Vintage & Design Store ➡️ Panda Cafe ➡️ Belgrade Design District olarak planlanmıştı ama pazar günlerin bu yerlerin çoğunun kapalı olması durumlarını düşünmemişiz maalesef. Bu durumda, Pinklla’ya gidip yapılması gereken bütün kıyafet alışverişini oradan yaptık diyebiliriz ( en azından Ebru açısından ). Buradan June cafe’ye geçip bir tatlı ve kahve molasından sonra ( tatlı olarak french tost çok başarılıydı ) Belgrad ara sokaklarında kaybolarak gezmeye başladık.


Günün sonuna yaklaşırken her geldiğimizde mutlaka uğradığımız bir klasiğimiz olan Panda cafe’ye uğramamak düşünülemezdi. Onlarda yeni fuardan geldikleri için içerisi biraz dağınık olmasına karşın bu sefer kalabalık olmaması sayesinde en azından daha rahat etrafa bakabilmiştik.

Angry Monk daha önceki ziyaretlerimizde keşfettiğimiz, aslında buraya ilk geldiğimiz 4 sene öncesinde de görüp o zamanlar denemediğimiz ama sonrasında deneyip sevdiğimiz, hem şık, hem orijinal, hem de yemekleri güzel bir restaurant. Suşileri daha çok kendi tarzlarında yorumlasalarda, bu yorumlar aşırıya kaçmıyor, kokteylleri ise oldukça başarılı.
Subotica ve Palic Gölü: Noel Havası ve Soğuk Gerçekler
Ertesi günün planı Subotica gezisi üzerineydi, buraya Noel zamanı ilk kez gidiyorduk. 2 saate yakın süren yolculuğumuz sonrası aracı bir ara sokağa park edip, şehir merkezine doğru geçtik. Ufak da olsa kurulmuş olan Noel pazarının arasında geçip, öncelikle ana caddesinde yürüyüşümüz sonrası, Raffles City alışveriş merkezinde bir alışveriş molası verdik. Daha önceki yazılarda da anlattığımız üzere burası oldukça uygun ürünleri bulabileceğiniz bir yer. Bizde daha çok Noel temalı bir alışveriş sonrası yeniden Noel pazarı tarafına doğru dönerken, bu tatile neredeyse Ebru’nun alışveriş için gelmiş hissine kapılmadım değil.

Ufak Noel pazarındaki alışveriş sonrası, buraya her geldiğimizde uğradığımız küçük yerel bir hamburgerciden devasa hamburgerlerimizi yedikten sonra, Palic gölüne doğru yola çıktık.

Palic gölü merkeze 10-15 dakika uzaklıkta bir yazlık alan diyebiliriz. Ama kesinlikle bu bölge Belgrad’dan çok daha soğuk. Göl kenarında kısa yürüyüş sonrası, Belgrad’a dönüş yolculuğuna başlarken hava da artık kararmaya başlamıştı.
Hotel Moskva Akşamı: Tschaykovsky’de İlk Kez

Akşamında otelin restoranı olan “Tschaykovsky”de akşam yemeği planlamıştık. İlk kez burada yemek yiyecektik ve tercihimizin doğru olduğunu söylemek gerekli. Ben domuz kaburgası seçerken, Ebru ise zeytinyağında servis edilen biftek seçmişti. Özellikle zeytinyağındaki bifteğin sosu çok başarılıydı ve finali buranın imza tatlısı olan “Moskva cake” ile yaptıktan sonra artık dinlenme vakti gelmişti.
Son Tam Gün: St. Sava, Kalenic Market, Tasarım Sokağı ve Japon Molası
Belgrad’da son tam gün diyebileceğimiz günde, St. Mark’s kilisesinden başladık gezmeye. Sonrasında taj megdan parkında kıs bir yürüyüş ve Tesla Müzesi önünden geçerek St. Sava Katedraline geçtik. Sava’ya buraya her geldiğimizde gelsek de, her seferinde bize bir başka güzel geliyor.

Son bir kaç gelişimizde keşfettiğimiz Sava katedralinin birazcık arka tarafında yer alan Kalenic markete uğramadan bu bölgeyi geçmek olmazdı. Yugoslavya zamanında kalma kodak tab edilmemiş, Dubrovnik’e ait negatifleri bulunca almadan yapamadık.
Market sonrası plan, daha önceki günlerden kalan pazar günü kapalı olduğu için gidemediğimiz Vintage yerleri ziyaret etmekti. Belgrade Design District bir kaç tane yerel ve sanat tasarımcısının bir arada olduğu bir sokak. Ramake Home ise, Vintage porselenleri toplayıp, onların tamirini, yeniden sırlamasını ve yeni dizaynlarını yapan bir atölye.

Bütün bu gezmelerin arasında artık bir yemek molası verelim düşüncesinden, yine Asya mutfağı sevgimizin ağır bastığı durumda Marukoshi restoranına geldik. Gyoza, tempura ve Japon curry üçlüsünü denedik ve hepsi güzel olsa da, curry gerçekten iyiydi. Tavsiye edilir. Marukoshi’de yemek bitse de, sake bitmediği ve ortamda oldukça sakin olduğu için buradaki yemek molası daha uzun bir dinlenmeye dönüşmüş ve sohbetinde de etkisiyle, 2,5 saat’e yakın burada kalmıştık. Artık buradan kalkma ve akşamki süpriz için hazırlanma vaktiydi.

Sürpriz Final: Ulusal Tiyatro’da Fındıkkıran


Günün Ebru’ya süprizi, Belgrad ulusal tiyatrosuna daha öncesinden almış olduğum fındıkkıran bale gösterisi biletiydi. Saat akşam yediye yaklaşırken, hazırlanmış ve tiyatronun yolunu tutmuştuk. Girişteki çok kısa bir beklemeden sonra locamıza yerleştik ve 2 buçuk saat süren bu sanatın keyfine vardık. Çıkışta ise otele gitmeden ikişer kadeh sıcak şarap içmemek olmazdı.


Dönüş Günü: Yağmurla Veda

Son güne yine hotel Moskva’nın çok güzel bir kahvaltısıyla başladığımızda Belgrad’da yağmur yağmaya başlamış ve biz kahvaltıya devam ederken şiddetini de soğukla birlikte arttırmaya başlamıştı. Dönüş günü olması sebebiyle son alışverişler ve son kahveler içilip, havalimanına doğru geçerken birbirimize bakıp, bu tatili de bitirdik, bir sonraki tatilde görüşmek üzere dedik 😂

Yorum bırakın