Tara’dan Belgrad’a Veda ve Yolculuk

Belgrad yolculuğuna başlamadan önce kaldığımız villada son kahvaltımızı yapıp, etrafı toparlayıp çıkış yapıp ben eşyalarımızı arabaya yerleştirirken, Ebru’da bize yardımcı olan komşumuzla sarılıp vedalaşmak eylemindeydi.
Konaklama ve Belgrad’a İlk Adım
Yola çıktığımızda buraya ilk gelişimizden de tecrübeyle şimdi kaybolmayalım düşüncesiyle ana yollardan Belgrad’a doğru yola çıktık. Yol üzerinde tabiki ev sahibemizi varış saatimiz hakkında bilgilendirmiştik ki, vardığımız gibi o da oradaydı. Belgrad şehir merkezinde aracınız var ise, otopark bulmak ve ödemek işlemleri oldukça karmaşık olabiliyor ( tuhaf bir park yerini telefondan ödeme durumları var ). Bu yüzden biz de şehir merkezinde otoparkı olan az sayıda evden birini tutmuştuk. Yıllar öncesinde yine geldiğimiz bu şehirde, konakladığımız aynı mahalledeydi bu ev.
Knez Mihajlova: Belgrad’ın Kalbi
Rossa & Bayo Apartments dairesine giriş yapıp aracımızı. Park ettikten sonra Knez Mihajlova caddesini gezmeye başladık. Cadde boyunca yer alan kitapçılar ve cadde üzerinde yer alıp Türkler tarafından en uğrak alışveriş merkezi olan Rajiceva alışveriş merkezi duraklarımız arasındaydı.
Klasik Ritüel: Little Bay

Akşam yemeği için Belgrad’a her geldiğimizde mutlaka uğradığımız sayısız da çekilmiş fotoğramız olan “Little Bay”de yerimizi ayırt etmiştik. Yine her zaman yaptığımız gibi aynı yemekleri söylemiş ve bir sonraki gelişimizde de hala lezzetleri aynı mı diye kontrol edeceğimizi kendimize söylemiştik.

Burek + Kalemegdan

Ertesi günü evin hemen karşısında yer alan pastahaneden sabah kahvaltılarımızı alınca, elimizde böreklerimiz, Knez Mihajlova caddesi boyunca yürümeye başlamış ve sabah saatleri içinde yeni açılmaya başlayan kafe ve dükkanlar eşliğinde iki tur attıktan sonra Kalemegdan bölgesine dalmıştık. Daha önceki gelişlerimize göre bu sefer daha farklı bir yerden bölgeye geldiğimiz için ( Knez Mihajlova tarafı ), biraz kafamızın karışmadığını söyleyemeyiz ama sonrası yolumuzu bulup tam ortasında yer alan “caffe fortress” kafeyede ulaşmayı başardık.

Bu kafede amacımız bir öğle yemeği değil daha çok bir içecek / içki molasıydı. Kalemegdan’a bakarken kokteyllerimizi içip, biraz fotoğraf çekiminden sonra Knez Mihajlova caddesine geri dönüp biraz da ara sokakları dolaşıp, Belgrad’daki anime alışveriş noktamız olan “Panda cafe”ye doğru yola çıktık. Tabiki yolda kitapçılar uğrak noktamız olacaktı.
Panda Cafe: Anime Avı
Panda cafeye girdiğimizde tabiki bir Japonya kadar kendimizi kaybetmedik ama yinede oldukça güzel figürler aldığımızı söyleyebiliriz.
Akşam: Angry Monk ( Japon Dokunuşu )

Bu küçük alışveriş sonrası, biraz dinlenme birazda akşam yemeği için üstümüzü değiştirme amacıyla eve uğrayıp, akşam yemeği için daha önceleri de çok kez gördüğümüz ama hiç gitmediğimiz ve Panda cafe sonrası günün tamamlayıcısı olarak bir Japon restoranı olan “Angry Monk” seçmiştik.

Günlük Kaçamak: Subotica
Ertesi günün planı Subotica seyahati üzerineydi. Yaklaşık 2 saat süren yolculuğumuz sonrası, aracımızı Subotica’da bir ara sokağa park ettikten sonra, merkeze doğru ilerledik. Öncelikli hedefimiz, buraya 3 sene önce geldiğimizde keşfettiğimiz küçük bir yerel hamburgerciyi ziyaret etmekti. Hala 3 sene önceki teyzeler burayı işletiyordu ve lezzet hala aynıydı.

Öğle yemeği sonrası, Subotica turist merkezinden aldığımız yerel haritada önerilen yürüyüş rotasını takip edip, tarihi yerleri sırasıyla gezip, sonrasında Ebru yine çok sevdiği bir alışveriş merkezi olan “Raffles City”de alışveriş molası verdik. Burada özellikle çanta ve elbise konusunda çok uygun fiyatlarda kaliteli ürünleri bulabiliyorsunuz.
Dönüşte Karlofça
Belgrad’a dönüş yolunda hedefimiz Karlofça kasabasına uğramaktı. Küçük bir kasaba olduğunu biliyorduk ama tarihi bir öneme sahip olduğu için uğramak istedik. Kasabanın meydanında tam biz gittiğimiz esnada olan mezuniyet törenine de biraz katılıp, kısa bir kasaba turu ardından, yeniden Belgrad’a doğru yola koyulduk.

Belgrad’a vardığımızda saati kestiremeyeceğimiz için o güne restaurant rezervasyonu yapmamış, sokak yemekleri deneriz diye düşünmüştük. Knez Mihajlova’dan gezerken yeni açıldığını fark ettiğimiz Fat Fox Sandwich’e uğrayıp, birer hamburger ile günü kapattık.
Belgrad’da Noel Tadında Sabah

Ertesi güne uyandığımızda, güne Vukov Bozicni Kutak kafesi ziyaretiyle başlayıp, içerisini biraz gezip, Ebru buradan ufak bir kaç süs eşyası da aldıktan sonra kafe kısmında oturabildik.

Sabah rotamız kafede yapılan ufak dinleme ve uyanma sonrası St. Mark’s katedralinden başlayıp, Sava katedraline uzanmakta ve sonrasında Kalenic Market’te sona ermekteydi. Kalenic market’te gezmeyi ikinci el eşyalar arasında dolaşmayı hep sevmişizdir.


Öğle yemeği molası olarak seçtiğimiz yer epeydir oldukça merak ettiğimiz yer olan Lorenzo Kakalamba’yı seçmiştik. Öğlen yemeği için gideceğimizden rezervasyon gereği duymamıştık. Buranın özelliği yemeklerinden çok ( ki yemekler de oldukça güzeldi ), ortamın ambiyansı idi.
Betonhala ve Communale


Öğleden sonraki rotamız ise, Knez Mihajlova üzerinden arka sokaklar arasından dolaşarak ve yolda gördüğümüz kitapçıları da ziyaret ederek Betonhala bölgesine inmekti. Betonhala’ya inmeden kısa bir eve uğrayıp, akşam yemeği için de hazırlık yapıp, Communale’ye geçtik. Önceden dışarıda sahil tarafı için rezervasyonumuzu yaptırmıştık. Geçen Noel zamanı geldiğimiz bu restaurantta hem pizzasını hemde özellikle lazanyasını çok sevmiştik ve yine aynı şekilde siparişlerimizi verdik.
Dönüş Sabahı

Dönüş gününün sabahında yerel fırıncıdan böreklerimizi alıp, evin balkonunda yaptığımız kısa kahvaltı sonrası evden çıkışımızı yapıp, valizlerimizi arabaya bıraktıktan sonra Belgrad için son alışverişler, son atıştırmalıklardan sonra havalimanına doğru yola çıktık.


Yorum bırakın